Paylas.io




open_in_new hurriyet.com...    •    acar_muhabir    •    2018-01-13 09:06    •    keyboard_arrow_up 1        keyboard_arrow_down 0       

Özet (TL;DR) @ 2018-01-13 09:35:55.758769: Onur Saylak’ın ilk uzun metraj filmi ‘Daha’ vizyona girdi. Saylak, filmin senaryosunu Hakan Günday’ın aynı isimli romanından yola çıkarak yazarla birlikte yazdı. Şiddetin nesilden nesle aktarılmasını,…



Gerçeği bilseniz, bu filmi sert
bulmazdınızY onetmenlik yapmak istediğinizi ne zaman fark ettiniz?

- Tiyatro okurken ufak bir eğilim vardı. Hocalarım da "Bir şeyler yap" derdi ama ben hep uzak durdum. Sonra 'Sonbahar' vesilesiyle -o muthiş film- sinemayla tanıştım. Ve çok sevdim. 34-35 yaşından beri yapsam mı yapmasam mı duşuncesi vardı. 40 yaşına geldiğimde, artık bir cesaret yapmaya karar verdim. "Olmadı, evde oturur, kendim izlerim" dedim.

Ama buna gerek kalmad ı. Kısa filminiz 'Orman' da, ilk uzun metrajınız 'Daha' da çok ilgi gordu...

- 'Orman' festivallerle kuçuk bir dunya turu attı. 'Daha' da 30'a yakın festivalde gosterildi, birçok odul aldı. Yurtdışında çıkan eleştiriler muazzam. Amerika'da vizyona giriyor. Fransa'da bir internet kanalına satıldı. E ilk film için daha ne olsun?

Fizik ve kamu y onetimi okuduktan sonra direksiyonu oyunculuğa kırmak kadar radikal bir geçiş değil ama… Yine de endişeleriniz var mıydı oyunculuktan yonetmenliğe geçerken?

- Açıkça soyleyeyim; korktum. Bir hayal kuruyorsunuz. Onu gerçekleştirememe korkusu vardı bende de. "Bunu nasıl aştın" dersen… Setten once her şeyi santim santim hesaplayarak… Bir de ne istediğimi çok iyi biliyordum. Şiddetin nesilden nesile aktarılmasıyla ilgili bir şey yapmak vardı kafamda. Özellikle baba olduktan sonra bu konudaki algılarım daha da açıldı.

Tek bir c umle için sabahlara kadar konuştuk

T urkiye'nin onde gelen yapım şirketleriyle çalışmışsınız bu filmde. Gişe rekorları kıracak bir film değil 'Daha'. Nasıl ikna ettiniz onları?

-  Film için konuşmaya başlamadan once, "Merhaba"nın otesinde bir diyaloğumuz yoktu. Ama o isteği, enerjiyi gorduler sanırım.

Hakan Gunday'la nasıl kesişti yolunuz?

- DOT Tiyatrosu'ndan tanışıyorduk. Ben bu yolu yurumek istediğime karar verdiğimde telefon ettim. Hakan'la dunyalarımız benziyor çunku...

Nas ıl bir dunya sizinki?

- Öfkeli. Vasatın yuceltilmesine, aklın, kalbin arkaya itilmesine, koca bir yalan balonu yaratılmasına karşı bir ofkemiz var. Bir şeyler soylemek istiyoruz...

Yazarlar kitaplar ını pek kolay emanet edemezler yonetmenlere. Kaldı ki Hakan Gunday çok ciddi hayran kitlesi olan bir yazar. Nasıl ikna ettiniz onu?

- Kendimi çok şanslı hissediyorum; bir laneti bozdum: Sonunda Hakan Gunday'ın bir romanı beyazperdeyle buluştu. Bugune kadar pek çok kez kitaplarının filmini yapmak istemişler ama bir turlu gerçeklememiş. "'Daha'yı çekelim mi" diye de ben gitmedim ona. Birlikte bir kısa film yaptıktan sonra o gelip, 'Daha'yı yapabilir miyiz sence" dedi. Beraber uretmekten çok keyif aldık karşılıklı olarak.

Kavga ettiniz mi filmi çekerken?

- Çok tartışıyoruz. Tek bir cumle için sabahlara kadar konuştuğumuz oluyor. Ama orta yolu buluyoruz. Zamanla birlikte bir uslup geliştireceğiz. Yapa yapa; dorduncude, beşincide rengimiz belli olacak.

Gerçeği bilseniz, bu filmi sert
bulmazdınız
_ ' Daha', Adana ve Malatya film festivallerinde, İstanbul'da duzenlenen 54'uncu Ulusal Yarışma'da buyuk odulleri aldı._

Filmde duydu ğun o çığlıklar gerçek

K ısa filminizdekine benzer bir konuyu ele alıyor  'Daha'… Suriyeli multeciler… Neden ilginizi çekiyor bu konu?

- Şu anda Turkiye'de Sadece Suriye'den uç milyonu aşkın goçmen var. Gelecekleri belli değil. Umut peşindeler. Bir de onlara umut satan tacirler var. Bu hangi insanı etkilemez? Bu toplumun en buyuk sorunu şu; dunu unutuyoruz. O yuzden herkes istediğini yapabiliyor. Geldiğimiz noktada, filmde Gaza'nın ekrana bakması gibi; bir ekrandan rakamların geçip gitmesini izliyoruz, şu kadarı gelmiş, bu kadarı olmuş… Oysa her biri ayrı bir hikaye.

Alt ın Palmiye alan 'Kare', Haneke'nin son filmi 'Mutlu Son', geçen yılın onemli filmlerinden 'Umudun Öteki Yuzu' goçmen sorunun ele alan filmlerdi. Nasıl buldunuz onları?

- Çok iyi filmler. Ama bizimkinin şoyle bir farkı var;  bizim filmimiz goçmenlerin entegrasyonu uzerine değil. Biz onları insan tacirlerini anlattık. Bu yuzden de yurtdışı festivallerinde izleyenler çok şaşırdılar. Ve filmi çok sert buldular. Ben de şunu soyledim, "Gerçeği bilseniz, bu filmi sert bulmazdınız". Biz sahillerimize vurmuş uç yaşında bir bebek gorduk. Bundan daha sert bir şey olabilir mi? O yuzden bana gore hiç sert değil bu film. Ben daha sertini yapmak isterdim. Daha sonraki filmlerde oraya doğru gideceğim. Bir de bizim filmde yine diğerlerinden farklı olarak çiğ bir şeyler var; kamera kullanımı, mekanlar… Bunun yarattığı o zımpara etkisini seviyorum.

Ajitasyondan uzak durdum

Filmde oynayanlar ın arasında gerçekten Suriyeli multeciler var mıydı?

- Gorduğunuz Suriyelilerin çoğu multeci. Sadece aralarında benim birkaç tane okul arkadaşım var. 130'a yakın goçmen vardı filmde. Sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla iletişime geçtik onlarla. Hepsini oyuncu olarak filme dahil ettik. Bu filmin en gerçek anı, goçmenlerin tekneye koştukları andır. O sabah beşe kadar ışığı bekledik. İstediğimiz mavilik oluştuğu anda onlarla beraber koşmaya başladı kamera. O duyduğun çığlıklar gerçek. Sonradan oğrendik ki hiçbiri yuzme bilmiyormuş. O yuzden çocuklar suya girmek istemiyor...

B utun bunların vicdani bir yuku var mı? Film için; yuzme bilmeyen insanları o suya sokmak, gerçekten oyle bir yerde kapalı kalmış birini tekrar o karanlığın, havasızlığın içine bırakmak…

- Filmde ajitasyondan uzak durdum. Olabildiğince mesafeli bakmaya çalıştım. Çunku zaten ben onları değil, daha çok onları o botlara koyup gonderenleri biliyorum. Bu sebeple goçmenlerin dunyasına ustten bir bakış getirmemeye çalıştım. O yuzden fondalar... İçlerine girmedim, dışarıdan gozlemledim.

Nas ıl buluyorsunuz Turkiye'nin Suriye politikasını?

- Turkiye'nin değil, dunyanın bu konuya dair politikasını kotu buluyorum. Bu insanlar herhangi bir pazarlık konusu olacak durumda değiller. Birçoğu multeci statusunde de değil Turkiye'de. Hep şunu soruyorum; şu anda çocuk olanlar, gençler 10 yıl sonra "Benim bu hayattaki payım ne" demeyecekler mi? Doğru duzgun eğitim alamıyorlar. Yapılacak çok iş var. AB'nin riyakar tavırlarına çok karşıyım. Belirli sayıda insan alacaklarını açıkladıklar. Ve içlerinden seçerek! Avukat, muhendis, doktor… Bunu bir insan pazarına donuşturduler. İnsanlık adına çok acı...

Do ğru oyuncuya doğru rol

Ş iddetin nesilden nesle aktarılması konusuyla ilgilendiğinizi soylemiştiniz. Çozebildiniz mi? Nasıl oluyor da çok kotu bir ailede buyuyen çocuk iyi de olabiliyor, anne-babası gibi kotu de…

-  Çozulemeyen bir şey bu. Şiddetin tanımını yapmak da zor. Yalan bile şiddetin bir turu bence. Donup dolaşıp iş aileye geliyor ama gazeteden, televizyondan aldığın bir şiddet var. Şiddetin yuceltildiği bir dunyada yaşıyoruz. 40 yaşındayım, omrumde ne bir fiske attım ne de bir fiske yedim. İnsanın o noktaya nasıl geldiğini, neden beynini değil de kas gucunu kullanmayı seçtiğini hala anlayabilmiş değilim. Gunluk yaşamımız şiddetle dolu. Kalabalık şehirlerde yaşıyorsun, ekonomik olarak zorlanıyorsun, ozgur değilsin, yarınını bilmiyorsun. Bunları ust uste koyduğun zaman zaten sabah sinirli uyanıyorsun. Çok normal. Peki şiddeti nasıl aşağı çekeceğiz? İletişim kurarak, empati yaparak, birbirimize dokunarak...

Filmin bir di ğer ana damarı da bir baba-oğul mucadelesi. Kişisel tarihinizde benzer bir mucadele var mı?

- Yok, benim babam dunya tatlısıdır.

Siz de bir babas ınız artık… İkizler kaç yaşında oldu?

- Altı. Sorumluluk gerektirse de nefis bir şey baba olmak…

Filmde onlar ın anneleri, eski eşiniz Tuba Buyukustun de oynuyor…

- Evet.

Tuba Han ım, hem Turkiye'de hem de Turkiye'deki yapımları yakından takip eden ulkelerde bir star. Nasıl dahil oldu bu filme?

- Filmin kastını oluşturmak çok onemli. Buyuk bir denge ve uyum yaratmak gerekiyor. Doğru rol, doğru oyuncuyla buluştuğunda seyir zevki inanılmaz oluyor. Bence 'Daha'da da oyunculuklar oldukça başarılı...

Gerçeği bilseniz, bu filmi sert
bulmazdınız
_ İ kiz çocukları bulunan Tuba Buyukustun-Onur Saylak çifti, 5 Haziran 2017'de boşanmıştı._

Yaz ın denize atlayıp çığlık attığımda hepsi geçecek

Yak ın zamanda yine Hakan Gunday'la birlikte bir de dizi çekeceğinizi okuduk. Nasıl bir proje olacak?

- 'Şahsiyet'in çekimleri yakında başlayacak. puhuTV için hazırlıyoruz. Özel bir hikaye. Haluk Bilginer, Cansu Dere ve Şebnem Bozoklu şimdilik size soyleyebileceğim isimler…

Kanal D 'de yayımlanan 'Vatanım Sensin'den ayrılacağınız doğru mu peki?

- Şu anda çekimlerim devam ediyor.

' Arzu Tramvayı' oyunu nasıl gidiyor?

- Çok iyi gidiyor. Şahane bir kadroyla çok keyifli bir iş yapıyoruz.

G unluk programınızı merak ediyorum; film, diziler, tiyatro...

- Biraz fazla bolundum, farkındayım. Uyuyacak vakit bulamıyorum. Ama yazın denize atlayıp çığlık attığımda hepsi geçecek.


Devamını oku


Yorumlar