open_in_new ntv.com.tr/turk...    •    haberci    •    2018-11-08 08:00    •    keyboard_arrow_up 1        keyboard_arrow_down 0       

Özet (TL;DR) @ 2018-11-07T18:25:42.000Z: Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, "ABD’nin 3 PKK’lı için ödül vermesi olumlu olmakla beraber çok gecikmiş bir karardır" dedi.



Cumhurbaşkanlığı Sozcusu İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kulliyesi'nde, Turkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu.Toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın takdim konuşmasında 100 gunluk icraat programının uygulanmasıyla ilgili bilgi paylaştığını belirten Kalın, "Bu ayın ortalarına doğru 100 gunluk eylem planının ilk kısmını tamamlamış olacağız, ardından da ikinci 100 gunluk icraat programımız yine bu ayın ortalarına doğru kamuoyuyla paylaşılacak. Yapılan değerlendirmeler çerçevesinde belirlenen hedefler şu anda buyuk oranda yakalanmış durumda." diye konuştu. Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuya verdiği onemi bir kez daha vurguladı.Toplantıda terorle mucadele konusunun etraflıca ele alındığına işaret eden Kalın, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları tarafından iç ve dış guvenlikle ilgili sunum yapıldığını ifade etti.Kalın, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan tarafından da iç ve dış guvenlik, Suriye, Irak, PKK, FETÖ ve diğer teror orgutleriyle mucadele konularında kapsamlı bir sunumun yapıldığını bildirdi. Amerika Birleşik Devletleri'nde dun tamamlanan Kongre seçimleri ile ilgili de toplantıda kısa bir değerlendirme yapıldığını aktaran Kalın, Fırat'ın doğusu konusunun da etraflı bir şekilde ele alındığını kaydetti. İdlib mutabakatı konusunda 27 Ekim'de yapılan 4'lu zirveden sonra gelinen son nokta ve sahadaki uygulamaların da toplantıda gundeme geldiğini anlatan Kalın, İran'a yonelik ABD yaptırımlarıyla ilgili Dışişleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sunumu olduğunu, ozellikle Turkiye'nin İran'la yaptığı ticareti ile ikili ticari konuları nasıl etkileyeceği konusunun detaylı bir şekilde ele alındığını belirtti. Kalın, toplantıda ekonomideki iyileşme ile ilgili genel değerlendirmenin yapıldığını vurguladı.

TER ÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE

Terorle mucadele konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kalın, şu goruşlerini paylaştı:"Şunun altını çizmek istiyorum, içeriden veya dışarıdan, nereden gelirse gelsin teror tehdidine karşı Turkiye Cumhuriyeti Devleti butun kurumlarıyla tam bir kararlılık içerisinde mucadeleye bugune kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edecektir. Bizim için teror orgutleri arasında 'iyi teror orgutu, kotu teror orgutu' diye bir ayrım soz konusu değildir. Dolayısıyla PKK, onun Suriye kolu olan PYD/YPG, FETÖ, DHKPC, DEAŞ, EL Kaide ve benzeri butun teror orgutlerine karşı ilgili birimlerimiz tam bir eşgudum içerisinde bu mucadeleyi bundan sonra da kararlı bir şekilde surdurecekler."Suriye'de son donemde yaşanan gelişmelere değinen Kalın, Turk Silahlı Kuvvetlerinin Suruç ve Ayn el Arap bolgesinde top atışları gerçekleştirdiğini anımsattı.Konunun geçen hafta gundemde olduğunu aktaran Kalın, sozlerini şoyle surdurdu:"Şoyle bir algının yaratılmaya çalışıldığını goruyoruz; Guneyde Deyruzzor bolgesinde Hacin civarında DEAŞ ile mucadele edilirken Turkiye'nin PYD/YPG yani PKK hedeflerine yonelik saldırıları bu mucadeleyi zayıflatmaktadır gibi bir argumanın tedavule sokulduğunu goruyoruz. Şunun altını ozellikle çizmek isteriz, bizim kendi ulusal guvenliğimize donuk aldığımız bu tedbirlerle DEAŞ'a karşı verilen mucadelenin surekliliğiyle ilgili herhangi bir illiyet ilişkisi kurmak oncelikle gundemi saptırmak olur. Kastettiğim şu, orada devam eden mucadele Turkiye'nin de DEAŞ'a karşı mucadele bağlamında desteklediği bir mucadeledir. Problem bu mucadeleyi uluslararası koalisyonun yanlış ortaklarla, yani PYD/YPG unsurlarıyla yapıyor olmasıdır."Turkiye'nin sınırlarında aldığı guvenlik tedbirlerinin kendi sınırını korumaya donuk olduğuna vurgu yapan Kalın, "Deyruzzor bolgesi ise birkaç yuz kilometre aşağıda, guneyde gerçekleşen bir operasyonla ilgilidir. Dolayısıyla Turkiye'nin PYD/YPG, yani PKK hedeflerine donuk aldığı tedbirler DEAŞ'la mucadeleyi zayıflatıyor argumanını kabul etmemiz hiçbir şekilde mumkun değildir. Tam tersine bu orgute destek veren bu orgutle iş birliği yapan ulkelerin kendilerini terorle mucadele noktasında nerede oldukları konusunda bir muhasebeye çekmeleri gerekiyor. Çunku PYD ve YPG'ye verilen her destek doğrudan ya da dolaylı olarak PKK teror orgutune verilmiş bir destektir. Bu Fırat'ın doğusu için de boyledir, İdlib bolgesi için de boyledir, Afrin bolgesi için de boyledir, Cerablus bolgesi için de Irak bolgesi için de Kandil için de Mahmur için de... Nerede olursa olsun bizim ilkemiz bu konuda son derece nettir." değerlendirmesinde bulundu. Birkaç yıl once Turkiye'nin DEAŞ'la mucadelede yer almadığı, katkı sunmadığı ve dolaylı olarak DEAŞ'a destek verdiği gibi aslı olmayan, tamamen algı operasyonlarına dayalı birtakım propagandaların yapıldığına şahit olduklarını kaydeden Kalın, bunların hiçbirinin maddi delillerle temellendirilmediğini ancak algı operasyonu olarak tedavule sokulduğunu ifade etti. Kalın, "Şimdi bu daha kuçuk çaplı, daha duşuk yoğunluklu denenmeye çalışılan şey de aslında bundan çok farklı değil. Turkiye DEAŞ'la mucadelede en on saflarda yer almış bir ulkedir. Uluslararası koalisyonun bir ortağı olarak da yer almıştır aynı zamanda kendisinin Cerablus, El Bab bolgesinde yaptığı operasyonlarla da DEAŞ'la mucadelede en on saflarda yer almış bir ulkedir. Bununla ilgili kamuoyunun zihninde bir şuphe, şaibe uyandırmaya donuk faaliyetleri şiddetle reddettiğimizi burada bir kez daha ifade etmek istiyorum." dedi. Turkiye'nin DEAŞ'a donuk sınır içinde ve dışında geçtiğimiz gunlerde guvenlik birimlerince bir dizi operasyon gerçekleştirdiğini anımsatan Kalın, "Bu konuda taviz vermemiz zaten soz konusu değil. Aynı şekilde FETÖ teror orgutune karşı da yuruttuğumuz kapsamlı mucadele butun dunya sathında devam etmektedir. Bu konuda da en ufak bir taviz vermemiz soz konusu değildir. Buradan ozellikle FETÖ'ye şoyle veya boyle, şu veya bu gerekçeyle kol kanat geren, onlara alan açan, faaliyetlerini gormezlikten gelen ulkelere çağrımız da bu teror orgutune karşı net bir tavır almalarıdır." diye konuştu.

" FETÖ OKULLARININ KAPATILDIĞI ÜLKE SAYISI 21'E ULAŞTI"

FETÖ ile mucadele noktasında uluslararası arenada onemli mesafe aldıklarını vurgulayan Kalın, "15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra FETÖ okullarının kapatıldığı ulke sayısı 21'e ulaştı. Bu Turk diplomasisi açısından da son derece buyuk bir başarıdır. Burada Sayın Cumhurbaşkanımızın son derece kararlı tutumunun belirleyici aktor olduğunu da ifade etmek isterim." dedi.Bu çerçevede Turkiye Maarif Vakfı'nın onlarca FETÖ iltisaklı ya da FETÖ'nun doğrudan yonettiği okulları devralarak eğitim faaliyetlerine başladığına vurgu yapan Kalın, ilgili ulkelerle yaptıkları goruşmelerde FETÖ okullarında okuyan oğrencilerin mağdur edilmemesi, ailelerin herhangi bir sıkıntı yaşamamaları için de gerekli adımı atacaklarını ifade ettiklerini anımsattı. Bu çalışmaların da başarılı bir şekilde yurumekte olduğunu belirten Kalın, "Bundan sonra da FETÖ teror orgutune karşı dunyanın her yerinde Avrupasından Balkanlarına, Amerikasından Afrikasına, Asyasına, Latin Amerikasına kadar bu mucadelemiz kararlı bir şekilde devam edecektir. Bundan hiç kimsenin en ufak bir şuphesi olmasın." dedi.

İ DLİB MUTABAKATI

İdlib mutabakatına ilişkin 27 Ekim'de İstanbul'da yapılan 4'lu zirvenin sonuçlarının da memnuniyet verici olduğunu anlatan Kalın, "Sahada tabii ki dinamik, akışkan bir sureç var ama Turkiye burada uzerine duşen uluslararası sorumluluğu yerine başarılı bir şekilde getirmeye devam etmektedir." ifadesini kullandı. Zirvenin diğer maddelerinin yanında iki onemli sonucu bulunduğuna işaret eden Kalın, "Birincisi İdlib mutabakatının kalıcı bir ateşkes haline getirilmesi, ikincisi de anayasa komisyonunun bir an once kurulması. Bununla ilgili de Birleşmiş Milletler ozel temsilcisine verilen bir yetki var o çerçevede bunun hayata geçirilmesi. Özellikle İdlib mutabakatıyla ilgili sahada ilgili butun birimlerimiz, Milli İstihbarat Teşkilatımız, Silahlı Kuvvetlerimiz, Dışişlerimiz yoğun bir çalışma surduruyorlar ve boylece 3,5 milyon insanın orada herhangi bir tahrike, taarruza, saldıraya maruz kalmadan guven içinde yaşamalarını sağlayacak ortamı temin etmiş bulunuyorlar." diye konuştu. Fırat'ın doğusu konusunda da açıklamalarda bulunan Kalın, "Burada Turkiye'ye donuk herhangi bir teror yapılanmasına hiçbir zaman musade etmeyeceğiz. Buradaki teror unsurlarına kimin destek verdiği, kimin iş birliği yaptığı, hangi gerekçeyle onlarla birlikte hareket ettiği konusu bizi bağlamaz. Burada oncelikli konu bizim milli çıkarlarımız çerçevesinde ulusal guvenliğimizi sağlamaktır. Burada da Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi eğer ortaklarımız bu konuda bir adım atmazsa biz gerekli adımları her zaman da atmaya hazırız." dedi. Bu çerçevede Munbiç yol haritasının gecikmeli de olsa hayata geçirilmiş olmasının memnuniyet verici olduğuna değinen Kalın, şoyle devam etti:"İş birliği istediğimiz duzeyde midir? Henuz değil. Henuz atılması gereken adımlar var. Bizim tabii ki temel beklentimiz NATO'da muttefik olduğumuz, stratejik ortak olarak tavsif ettiğimiz Amerika Birleşik Devletleri'nin bir teror orgutunun Suriye kolu olan PYD ve YPG ile angajmanını tamamen sonlandırmasıdır. PYD/YPG alternatifsiz değildir. Geçtiğimiz 3-4 yıl içerisinde bunu defalarca gorduk. Başka meşru unsurlarla, Suriyeli unsurlarla DEAŞ'a karşı terorun diğer unsurlarına karşı mucadele verilebilir. Bunu yaparken de Turkiye gibi bir komşu ulkenin, muttefik ulkenin ulusal çıkarlarını tehlikeye atmadan, riske atmadan bunu gerçekleştirmek elbette mumkundur. Biz bunu Fırat Kalkanı Harekatıyla, Zeytin Dalı Harekatıyla aslında birçok defa ispat ettik. Dolayısıyla bu vetireden hareketle bundan sonraki terorle mucadeleyi Suriye sahasında Turkiye kararlı bir şekilde yurutmeye de devam edecektir."İran'a yaptırımları konusuna ilişkin de toplantıda Dışişleri ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın sunumlar yaptığını aktaran Kalın, konunun yeni olduğunu ve Turkiye'nin istisna edilen 8 ulkeden biri olduğunu anımsattı. Muzakerelerin 6 aylık bir sure içerisinde devam edeceğini ve ilgili birimlerin muhataplarıyla bu konuyu goruşmeye devam ettiklerini vurgulayan Kalın, İran'ın Turkiye'nin onemli bir komşusu ve onemli bir ticaret ortağı olduğunu kaydetti.İki ulke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar doların uzerinde olduğunu ve bunun onemli bir kısmını enerji kaleminin oluşturduğuna işaret eden Kalın, "Dolayısıyla Turkiye'nin enerji ihtiyaçları çerçevesinde biz yine ulusal çıkarlarımızı esas alan bir yaklaşım içerisinde bu muzakereleri surdureceğiz ve Turk ekonomisinin, enerji sektorunun etkilenmemesi için gerekli butun adımları da atacağız. Dediğim gibi bu 6 aylık sure içerisinde muafiyet verilen ulkelerin İran'la petrol ticareti ve diğer alanlardaki ticari faaliyetleri tam olarak nasıl tanımlanacak, şekillenecek bununla ilgili muzakereler de devam ediyor. Detaylar netleştikçe de bunları sizinle de paylaşacağız." diye konuştu.

" OLUMLU OLMAKLA BERABER ÇOK GECİKMİŞ BİR ADIMDIR"

ABD'nin teror orgutu PKK'ya mensup sozde ust duzey yoneticiler Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan'ın kimlik ya da yer tespitini mumkun kılacak bilgiler karşılığında para odulu verileceğini duyurması hatırlatılarak, bugun de ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey tarafından "PYD, YPG'nin teror orgutu olarak gorulmediğine" dair açıklamaların sorulması uzerine Kalın, "ABD'nin teror orgutunun 3 mensubuyla ilgili boyle bir odul vermesi çok geç kalmış bir adımdır, olumlu olmakla beraber çok gecikmiş bir adımdır." diye konuştu.Kalın, ABD'nin, PKK'yı 1997'de teror orgutu olarak tanıdığını anımsatarak, "Bu insanlar yeni terorist olmadılar, bunlar PKK'nın içinde ust duzey yonetiminde yıllardır bulunan kişiler. Biz bunlarla mucadele ederken maalesef ne ABD'den ne de diğer Avrupalı muttefiklerimizden arzu ettiğimiz duzeyde sonuç alıcı bir iş birliğini şu ana kadar gormedik." değerlendirmesinde bulundu. Bu adımın atılmasının elbette pozitif bir unsur olarak not edilmesi gerektiğinin altını çizen Kalın, "Ama burada şoyle bir beklenti varsa; 'Bakın biz, PKK'nın 3 ust duzey yoneticisine para odulu koyduk, dolayısıyla bu PKK ile mucadelede bizim, sizin yanınızda olduğumuzu gosteriyor. Ama eş zamanlı olarak PYD/YPG konusunda da siz tutumunuzu yumuşatın' gibi bir beklenti soz konusu ise bunun bir karşılığının olmadığını açıkça ifade etmek isterim." ifadesini kullandı.Kalın, buradaki temel problemin ABD'nin, PYD ve YPG'yi "teror orgutu" olarak tanımlamamasından kaynaklandığını vurguladı. Bir yıl oncesine kadar ABD'nin butun istihbarat raporlarında, soz konusu orgutlerin "PKK'nın Suriye kolu" olarak tanımladığını anımsatan Kalın, "PKK'nın Suriye kolu olarak tanımladıkları PYD ve YPG'yi şimdi meşru, terorle ilgisi olmayan, PKK'dan ayrı bir orgut gibi tanımlamaya çalışmaları bize sorarsanız beyhude bir çabadır." dedi.İbrahim Kalın, sozlerini şoyle surdurdu:"Bununla bizi asla ikna edemezler, aslında kendileri de bundan çok ikna olmuş değiller ama bir taktik hareketi olarak, belki bir manevra olarak, bu ayrımı yapmaya çalıştıklarını ifade ediyorlar. Açıkçası bizim açımızdan bunun hiçbir geçerliliği soz konusu değil. PYD ve YPG'nin, PKK'nın Suriye kolu olduğunu herkes biliyor. PYD/YPG yapılanmasının Suriye sahasında butun onemli talimatlarını Kandil'den aldığını, PKK elebaşlarından aldığını, yani başına odul çıkarttıkları kişilerden aldıklarını herkes biliyor.Burada biraz amiyane tabirle, boyle birbirimizi kandırmaya donuk bir oyunun içinde olmayı biz Amerika Birleşik Devletleri gibi bir ulkeye yakıştıramıyoruz. Bunun bizim açımızdan kabule dilebilir, ikna edici bir tarafı da soz konusu değil. PYD/YPG konusunda Turkiye tavrını çok net bir şekilde ortaya koymuştur, bunda da herhangi bir değişiklik soz konusu olmayacaktır. Bizim beklentimiz terorun her turune karşı mucadelede muttefiklerimizin kelimenin tam manasıyla yanımızda yer almasıdır."İbrahim Kalın, bunun birtakım taktik manevralarla zamana yayarak, el çabukluklarıyla oteleyerek ya da gundemi başka taraflara çekmeye çalışmanın netice vermeyeceğini, asıl meselenin ozune ilişkin beklentilerinin hala baki olduğunu vurguladı.

T ÜRKÇE EZAN KONUSU

Cumhurbaşkanlığı Sozcusu Kalın, uzun yıllar sonra yeniden Turkçe ezan tartışmalarının gundeme geldiği ve CHP Milletvekili Özturk Yılmaz'ın açıklamalarının sorulması uzerine, "Eğer CHP'li yetkililer, partilerinin adında geçtiği gibi, bir cumhuriyet ve halk partisiyseler burada kamuoyunun verdiği tepkiye herhalde bigane kalmamalıdırlar." diye konuştu."Turkçe ezan" meselesinin ulkede tartışıldığını, yıllarca derin yaralar açtığını ve milletin iradesiyle milletin zihninde ve kanunlarında çozulmuş, bir kenara konmuş bir mesele olduğunu belirten Kalın, şunları soyledi:"Bu konuyu gundeme getirmek birilerinin hala tek parti donemi ozlemi içerisinde olduğunu ifade eder. Bundan daha ote bir anlamı olmaz. Ezan-ı Muhammedi, Muslumanların evrensel ezanıdır, dilidir. Dunyanın neresine giderseniz gidin Ezan-ı Muhammedi bilindiği şekilde Arapça olarak Hz. Peygamber Efendimizden tevarus edildiği şekilde bin 400 kusur yıldır okunmaktadır. Bunu değiştirmeye donuk adımların ne kamuoyunun vicdanında bir karşılık bulacağı, ne sosyolojik ne de dini açıdan bir meşruiyetinin olmayacağı açık seçik ortadadır.""İnsanlarımız ezanı anlasınlar" gibi bir niyetle bunun yapıldığı takdirde, burada da halkın zekasıyla dalga geçen, hakaret eden bir tutum içerisinde olunduğunun altını çizen Kalın, bu tartışmayı donup donup tekrar gundeme getirmenin sadece kamuoyunun tepkisini çekmekten başka bir işe yaramayacağına dikkati çekti.Kalın, CHP'nin bazı yetkilileri dışında bu konuyu gundeme getirenin de pek olmadığına değindi.

" İLKESEL BİR POZİSYON ORTAYA KOYMUŞTUR"

Bir suredir Sayıştayın ozellikle belediyelerle ilgili bazı raporların medyada yer aldığı hatırlatılarak, bunlarla ilgili hukumetin bir adım atıp atmayacağı sorusu uzerine Kalın, şu değerlendirmede bulundu:"Bu konuda parti sozcumuze belki yonlendirmeniz daha isabetli olur. Ama şunu ifade edeyim, bu Sayıştay raporlarında sadece AK Partili değil CHP, MHP ve diğer partilerin de belediyeleri var. AK parti bugune kadar yolsuzluklar konusunda tavizsiz bir siyasi çizgi izlemiştir. Bu tavır değişmemiştir, bundan sonra da asla değişmeyecektir. Cumhurbaşkanımız bu konuda son derece net olmuştur, kendi teşkilatıyla, belediyeleriyle ilgili. Bu konudaki net tavrı aynen devam etmektedir." Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Turk'um ama Turkçu değilim." açıklamaları hatırlatılarak, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in bu konudaki eleştirisinin sorulmasına şu yanıtı verdi:"AK Parti'yi, HDP ile aynı cumle içerisinde kullanmak bile siyasi bir safsatadır. Eğer Sayın Akşener bu konuda bir safsata başlatmak istiyorsa, bu kendi bileceği bir şeydir ama AK Parti'nin, parti kadrolarının, Genel Başkanı Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, bir teror orgutunun siyasi kolu gibi hareket eden bu yapı hakkındaki duruşu son derece nettir. Tersine bu siyasi yapıyla bugune kadar hangi partilerin ne tur ilişkiler içerisinde olduğunu kamuoyu da gayet iyi bilmektedir. Cumhurbaşkanımız, 'Turk'um ama Turkçu değilim' derken son derece ilkesel bir pozisyon ortaya koymuştur. Yani ben Turk'um, Turkluğumle ovunurum ama diğer etnik gruplara mensup olan insanlar da kendi etnik kimlikleriyle gurur duyabilirler. Bu bizi bir millet olma vasfından uzaklaştırmaz. 'Turk milleti' dediğimizde butun bu unsurları kucaklayan bir milletten, millet vasfından bahsediyoruz..."Kalın, bunu golgeleyecek dar yaklaşımların butun milleti olumsuz yonde etkilediğini belirterek, AK Parti'nin kurulduğu ilk yıllardan beri butun icraatlarında bu çizgiyi hep muhafaza ettiğini soyledi.Buradan hareketle "AK Parti'nin Turklukle bir sorunu var" gibi birtakım çıkarımların biraz siyasi safsata kategorisine girdiğini vurgulayan Kalın, "Hele hele AK Parti'yi, HDP ile bir şekilde ilişkilendirmek gibi herhalde bu ulkede hem PKK teror orgutunu hem onun siyasi yapılanmalarına karşı en guçlu ve kararlı mucadeleyi vermiş bir siyasi parti ve onun genel başkanı ve cumhurbaşkanı sıfatıyla Cumhurbaşkanımızın bu konudaki tavrı çok açık ve net bir şekilde ortadadır. Bunun otesinde kurulacak bir cumlenin gerçekten hakikatle uzaktan yakından bir ilgisi yok." diye konuştu.

" VATANDAŞLARIMIZI RAHATLATACAK TEDBİRLER ALINMAYA DEVAM EDECEK"

Bakanlar Kurulunda gıda fiyatlarındaki enflasyonun duşurmesiyle ilgili bir konunun goruşulup goruşulmediğinin sorulmasına Kalın, şu karşılığı verdi:"Bu konu bugun spesifik olarak gundeme gelmedi. Çunku ekonomiyle ilgili ayrı sunum soz konusu değildi. Fakat Hazine ve Maliye Bakanımızın işaret ettiği nokta ozellikle gıda fiyatlarında son donemdeki bu artışlarla ilgili çok onemli bir hususun altını çiziyor. Biliyorsunuz, Bakanlığımız son donemde bir dizi tedbir paketi açıkladı ve bunun olumlu sonuçlarını da hem piyasalarda hem kamuoyunda gormeye başladık. Yani vergilerin indirilmesi, doviz kurundaki iyileşme, ithalat-ihracat dengesindeki olumlu gelişme, istihdamdaki olumlu gelişme butun bunlar gıda fiyatları da dahil olmak uzere enflasyonun duşurulmesine donuk adımlardır. Bu konuda guzel sonuçlar almaya başladık. Sayın Bakanımızın da ifade ettiği gibi ağustos ve eylul ayında yaşanan şişirilmiş bir kriz havası vardı, onu buyuk oranda geride bırakmaya başladık. O yuzden ekim verileri daha iyi geldi, kasım ve aralık verileri daha da iyi olacak. O çerçevede son kullanıcıya doğruda dokunan gıda fiyatlarıyla ilgili de birtakım tedbirler alınıyor. Ticaret Bakanlığımız da bu konuda tedbirler alıyor. Dolayısıyla hem uretim hem ithalat-ihracat hem de regulasyon anlamında bu konuda vatandaşlarımızı rahatlatacak tedbirler bundan sonra da alınmaya devam edecek."

" TÜRKİYE'NİN BÖYLE BİR ULUSLARARASI PLATFORMA DAVET EDİLMESİ ÖNEMLİ"

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hafta sonu Paris'te katılacağı programda liderlerle goruşme programının belli oldu mu?" sorusu uzerine Cumhurbaşkanlığı Sozcusu İbrahim Kalın, şu bilgileri verdi:"Sayın Cumhurbaşkanımız 10-11 Kasım'da Paris'de duzenlenen 1. Dunya Savaşı'nı sona erdiren antlaşmanın 100'uncu yılı munasebetiyle bir uluslararası toplantıya Fransa Devlet Başkanı Macron'un davetine icabeten katılacak. Bu programa, 70 civarında hukumet ve devlet başkanının katılması ongoruluyor. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu torenlere katılacaklar, Paris'teyken oraya katılan devlet başkanlarıyla da ikili goruşmeleri olacak, BM Genel Sekreterini kabul edecek. Ayrıca program elverdiği orandan da diğer ikili goruşmelerini gerçekleştirecek. Turkiye'nin boyle bir uluslararası platforma davet edilmesi onemli. Turkiye'nin bolgesel ve kuresel diplomasi içerisindeki yerini teyit etmesi açısından da onem arz ediyor. İkili goruşmeler de torenlerin yanında ayrıca onem arz ediyor. Önumuzdeki haftalarda ust duzey başka ziyaretlerde olacak. Bildiğiniz gibi ay sonunda G20 Zirvesi munasebetiyle Arjantin'e bir ziyareti olacak Sayın Cumhurbaşkanımızın. Orada da G20 liderleriyle goruşmeleri olacak, oncesinde de bir dizi ust duzey ziyaretler olabilir."


Devamını oku


Yorumlar




Eski Yorumlar