open_in_new tr.sputniknews....    •    haberci    •    2018-09-14 07:14    •    keyboard_arrow_up 1        keyboard_arrow_down 0       

Özet (TL;DR) @ 2018-09-13T13:04:00.000Z: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkan Yardımcısı Nihal Kızıl, Seyr-i Sabah programına yaptığı açıklamada okullarda kızlar ve erkeklerin ayrı oturtulması tartışmalarının Türkiye’yi…



Seyr-i Sabah

13:04 13.09.2018(Guncellendi 15:09 13.09.2018) URL'yi kısaltın

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkan Yardımcısı Nihal Kızıl, Seyr-i Sabah programına yaptığı açıklamada okullarda kızlar ve erkeklerin ayrı oturtulması tartışmalarının Turkiye'yi giderek eğitim birliği yasasından uzaklaştırdığını dile getirdi.

(C) AA /

Turkiye'de kadın ve erkekler arasında yaşanan eşitsizliklerin kuçuk yaşlarda başladığı birçok kesim tarafından dile getiriliyor. Son gunlerde kadın sığınma evlerinin adının değiştirilmesi ve çocukların okullarda erkek ve kızlar olarak ayrı oturtulup okutulması tartışmaları bu ayrımcılığı besliyor. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkan Yardımcısı Nihal Kızıl, Seyr-i Sabah programında dizini kırıp hiçbir şeye karışmayan kadınların kuçuk yaşlardan itibaren kodlandığını dile getirdi:

' DERS KİTAPLARINDA DAHİ AYRIMCILIK VAR'

(C) AA / Huseyin Demirci

"Bir veli, yurttaş insan ve kadın olarak ben de çok endişeliyim. Hiçbir anlam veremiyorum çocukların ayrı ayrı okutulmasına. Yapılmak istenen insanlık dışı bir şey. Hiçbir eğitim kurumunda boyle bir engelleme ve ayrım olmaması lazım. Cinsiyet ayrımcılığı yapmadığımız kadını ikinci sınıf biri olarak yetiştirmeyi planlamadığımız zaman bunu yapmamamız lazım. İnsanlar kardeşler, bir arada buyuyecekler. Cinsiyet ayrımcılığıyla buyumeyeceği bir topluma yetiştireceksek boyle olmaması gerektiğini duşunuyorum. Ders kitaplarında dahi buna gonderme yapacak ayrımcılığın başlaması bir butun olarak duşunduruyor bunu bize.

MEB'in birçok kitabında kocaya itaat ibadettir erkek daha ileridedir diyor. Boyle yetiştirilince iki cins, biri oburune tabi, oburu gunah keçisi, yan yana durursa acaba ne olur dediğimiz bir noktaya geliyoruz. Bugunku uygulamaya baktığımızda eğitim birliği yasasından uzaklaşıldığını goruyoruz. Sonra diyoruz ki acaba belli çevrelere belli tavizler, sozler mi verildi? Turkiye'de yığınla eğitim sorunu varken bilimsel açıdan gerideyken çocuklar hala mutsuzken bunları çozmek varken toplumun ilerlemesi için kız çocukla erkek yan yana otursun mu oturmasın mı konusunu tartışıyoruz.

Bunu istemelerinin gorunur ve arka planda olacak nedenleri var. Gorunur neden olarak demokratik bir tercihtir aile boyle isteyebilir. Biz de butun goruş ve inançlara saygılıyız seçenek tanıyoruz diyor. Ben fizik, kimyayı reddediyorum diyen aileleri de kabul edecek miyiz? Bu bir gerekçe olamaz. Eğer oyle bakacaksak demokrasiyi tartışmamız gerekir. Demokrasi herkesin her istediğinin yapılması mıdır? Sağlıklı bir toplum yaratılmak isteniyorsa toplumun her kesiminin gerçekten iyi yetişmiş bireyler olması gerekiyor. Belli bir yaşa kadar birbirlerine aman uzak duralım dedikten sonra ileride aynı çalışma ortamında nasıl bir araya gelecekler? Hareket noktaları kadın ve erkek, yan yana oldukları zaman bir gunah vardır orada. Biz bunu kendimiz yorum yapmıyoruz. Geçmişte bugun en buyuk teror orgutu olarak bakılan kesimlere buyuk tavizler verildi. Sonra aman hata yaptık bu kotu bir şeydi dediler. Bu defa da aynı şekilde başka tarikat ve odakların talep ve istekleri yerine mi getiriliyor acaba? Çunku durup dururken yığınla çozulmesi gereken sorun varken neden buna odaklanıyoruz?

Eğitimdeki ayağı toplumdaki ayağı şiddet konusundaki ayağına baktığımızda bir bakış var burada: Kadın dizini kırıp oturacak lafa karışmayacak. Kadın şiddet gorurse idare edecek. Kolluk kuvvetlerine başvurunca barıştırılmayı çalışılıyor yeterli tedbir alınmıyor. Birçok kadın canıyla bedel oduyor. Bunlar bir anlayışın sonucu. Neredeyse yasada olanlar bile yeterince uygulanmıyor. Kadının durumundaki vahamet çok idrak edilmiş değil. Konuk evi deyince insanların gidip konuk olarak kaldıkları kendisinin gittiği mecbur olmadan gittiği bir yer gelir akla. Halbuki sığınmada mecburiyet ve tehlike vardır. Boyle bir mecburiyeti hafifleterek kendi isteğiyle konuk olup sonra çıkacak algısı yaratıyorlar. Dolayısıyla konuk evi ismini kabullenemiyorum."


Devamını oku


Yorumlar




Eski Yorumlar