Özet (TL;DR) @ 2018-09-10T10:35:00.000Z: "Ciddi bir krizin başlangıcındayız" diyen iktisat profesörü Korkut Boratav, ekonomik bunalımın bankaları da içine alan bir finansal krize dönüşebileceği uyarısında bulundu. Boratav, muhalefete ve emek…



"Ciddi bir krizin başlangıcındayız" diyen iktisat profesoru Korkut Boratav, ekonomik bunalımın bankaları da içine alan bir finansal krize donuşebileceği uyarısında bulundu. Boratav, muhalefete ve emek meslek orgutlerine seslenerek 'yapılması gerekenler'i sıraladı.

Turkiye ile ABD arasında yaşanan papaz Brunson krizi sonrası sureçte dovizdeki dalgalanmaların ardından TL'de yaşanan değer kaybını, zamları ve iflasları değerlendiren Prof. Dr. Boratav, "Ciddi bir krizin başlangıç aşamasındayız" dedi.

Fakat bu kriz turunun Turkiye'ye ozgu olmadığını da ekleyen Boratav, "Emperyalist sistemin bağımlı çevresinde yer alan ulkelerden bir bolumu, neoliberalizme geçişin belli bir aşamasında sermaye hareketlerini de tamamen serbestleştirdi" ifadesini kullandı.

İleri Haber'den Meryem Yıldırım'a konuşan Boratav, yaşanan sureçte sonucun soz konusu ekonomilerin yeni bir çevrime suruklenmesi olduğunu belirterek, şoyle devam etti: "Yuksek tempolu dış kaynak girişlerinin yol açtığı canlanma; bu akımlarda 'sert durma veya tersine donme' koşullarında durgunlaşma veya kriz… Olumsuzlaşan ortamlarda krize kimler suruklendi? 'Canlanma' doneminde dış kırılganlıkları artan ulkeler…"

' BU TİP KRİZ TÜRKİYE'DE DAHA ÖNCE 4 KEZ GÖRÜLDÜ'

(C) REUTERS / Dado Ruvic

1980'li yıllarda Latin Amerika'da başlayan bu kriz turunun, 1990 sonrasında Üçuncu Dunya'nın diğer coğrafyalarına da taşındığını paylaşan Boratav, Turkiye'nin bu kriz tipine 1994, 1998-99, 2001 ve 2008-2009'da olmak uzere dort kere suruklendiğini soyledi.

Boratav, "2001 krizi içinde Kemal Derviş yonetiminde IMF programlarıyla oluşturulan neoliberal yapıyı 2003 sonrasının AKP iktidarı olduğu gibi benimsedi; 2015'e kadar sızlanmadan uyguladı ve bugunku krizin sorumluluğunu da ustlenmiş oldu" dedi.

IMF PROGRAMLARININ ANA UNSURLARI

"Bu neoliberal yapının ana unsurlarını hatırlatayım" diyen Boratav, o unsurları tek tek şoyle sıraladı:

"(1) Turkiye ile dış dunya arasındaki sermaye hareketleri uzerinde tam serbestlik; (2) Merkez Bankası'nın bağımsızlığı; (3) "Bağımsız" Merkez Bankası'nca "enflasyon hedeflemesi" ilkesini ustlenilmesi. Bu ilke, "serbest" doviz piyasaları (veya doviz kurunu dalgalanmaya bırakılması) ve "sıkı" para politikaları (Merkez Bankası'nın politika faizinin enflasyonun ustunde belirlenmesi) anlamına gelir."

"Bu 'paket'in ana hedefi, emperyalist sistemin çevresinin finans kapitalin denetimine girmesidir. 2000 sonrasında merkez bankacılığının resmi doktrini haline getirilmiştir" diyen Boratav, şoyle devam etti: "Ancak, çok sayıda Asyalı ulke (başta Çin) ve zaman zaman Arjantin, Brezilya gibi ihtiyatlı ulkeler bu doktrine mesafeli durdular. AKP ise bu modeli tamamen benimsedi ve AKP, 2003-2007'de uluslararası sermaye hareketlerinin coşkulu seyretmesinin uzantılarını yaşadı: Ucuzlayan doviz, yuksek TL faizi… Sonuç aşırı dışsal kırılganlıklar oldu: TL'nin reel olarak hızla değerlenmesi; uretimin ithalata bağımlılığını yapısal hale gelmesi; kronik ve giderek buyuyen cari işlem açıkları; dış borçların dort nala tırmanması ve ozel, kısa vadeli borçların ağırlığının artması… Bu nedenle, ABD'de patlak veren ve merkez ulkelerde yoğunlaşan 2008-2009 krizinden sert etkilenen az sayıdaki çevre ekonomisinden biri Turkiye oldu."

' EKONOMİK BUNALIM BANKALARI DA KAPSAYAN FİNANSAL KRİZE DÖNÜŞEBİLİR'

Kapıya dayanan krizin "Tum unsurlarıyla AKP'nin eseri" olduğunu soyleyen Boratav, şoyle devam etti:

"2010'dan itibaren Batı merkez bankalarının uluslararası likiditeyi hızla genişletmesi, AKP iktidarını aynı 'rehavet' ortamına tekrar teslim etti; Turkiye'nin dış kırılganlık gostergeleri daha da bozuldu; ulkemiz, 'beş kırılgan yukselen ekonomi' grubunun kalıcı bir mensubu oldu. 2017'de uluslararası likiditenin daralma eğilimi ortaya çıkınca, finans kapital, "Guney" coğrafyasının en zayıf, kırılgan halkalarından çıkmaya başladı. Dış kaynak hareketlerinde yukarıda değindiğim "sert durma ve/veya tersine donme" olgusu Turkiye'de de Mart 2018'de başladı. AKP ise aynı tarihlerde seçim ekonomisi durtusuyle kamu maliyesinin suruklediği yuksek tempolu bir iç talep pompalamasını surdurmekteydi. Enflasyon ve cari açık tırmandı; dış finansman gereksinimlerinin karşılanamayacağı Mart sonrasında ortaya çıktı. Önce Arjantin, sonra Turkiye kriz ortamına suruklendi. Sırada bekleyen birkaç ulke daha var. Şimdi, tum unsurları ile AKP'nin 'eseri' olan krize girmekteyiz. Reel ucretlerin, uretimin, istihdamın, milli gelirin gerilemesi biçiminde gerçekleşen ekonomik bunalım, bankaları da kapsayan finansal bir krize de donuşebilir."

MUHALEFET VE MESLEK ÖRGÜTLERİNE 'YAPILMASI GEREKENLER' LİSTESİ

Prof. Dr. Boratav, "Bir 'çozum reçeteniz' var mı? Muhalefete bir çağrınız olsa ne soylerdiniz?" sorusuna şu yanıtı verdi:

Twitter

"Sol ve sosyalist meşrepli iktisatçıların, kriz karşı çozum reçeteleri onermesini yararsız, hatta zararlı goruyorum. İktisat tartışmaları, iktidarı eleştirmekle sınırlı kalmalıdır. Bu da, tum geçmiş ve kesintisiz bilançosu ile AKP iktidarının finans kapitale, yani emperyalizme tam teslimiyetinden kaynaklanan kriz sorumluğu uzerinde odaklanarak gerçekleşebilir. Somut politika oğeleri onerilmeye başlandığında, farkına varılmadan iktidarla beyhude diyaloga girilmiş olunur. Örneğin solculardan gelen 'dış borçların askıya alınması' onerisi, 'yarenlerin kurtarılması' ile sınırlı borç yapılandırma formulleri ile dejenere edilir. 'Sermaye hareketlerinin denetlenmesi' onerisi, emir-komuta zincirine ('yukarıya') bağlanan doviz tahsisleri, transfer uygulamalarıyla karıştırılır. Sermaye çevreleri arasında, kapkaççı, keyfi, kayırmacı, cezalandırmacı uygulamalar, AKP geleneği ile uyumludur. Yozlaşmış ve yerleşmiş bir iktidar yapısı ile anti-kriz seçenekler tartışılamaz.

Buna karşılık sosyalist partiler, sendikalar, meslek orgutleri, ilerici dernekler, kriz ortamında emekçilerin savunulmasına oncelik vermelidir. Hızlanan enflasyon tum ucretleri, maaşları, emekli aylıklarını, çiftçi alacaklarını aşındırmaktadır. Endeksleme ('eşel mobil') gundeme getirilmelidir. İşsizlik sigortasının yağmalanması onlenmeli, kapsamı hızla genişletilmelidir. Toplu işten çıkarmalar onlenmelidir. Krizi fırsat bilen iş çevrelerinin kayıt-dışı istihdama kayması frenlenmelidir. Artan işsizlik ve pahalılık ortamında emekçilerin dayanışma ağları şimdiden tasarlanmalı; ornek uygulamalar başlatılmalıdır."