/Paylas.io

ABD’nin tehditle halledemediği şeyleri yaptırımla halletme yoluna gittiğini ifade eden Hürriyet Daily News Ankara Temsil...

2018-08-02 21:37:47.210000 | URL | haberci




Özet (TL;DR) @ 2018-08-02T22:12:00.000Z: ABD’nin tehditle halledemediği şeyleri yaptırımla halletme yoluna gittiğini ifade eden Hürriyet Daily News Ankara Temsilcisi Serkan Demirtaş, ABD ile tehdit döneminin sona erdiğini, yaptırım döneminin…



ABD'nin tehditle halledemediği şeyleri yaptırımla halletme yoluna gittiğini ifade eden Hurriyet Daily News Ankara Temsilcisi Serkan Demirtaş, ABD ile tehdit doneminin sona erdiğini, yaptırım doneminin başladığını belirtti. Demirtaş'a gore, Brunson krizi çozulse de Turkiye-ABD ilişkileri eski haline donmeyecek.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rahip Andrew Brunson'ın devam eden tutukluluğunu neden gostererek İçişleri Bakanı Suleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdulhamit Gul'u mali yaptırımlar kapsamına aldı. ABD'nin Turkiye'ye uygulamak istediği yaptırımlar, 2016 tarihli Kuresel Magnitsky Yasası kapsamında hazırlandı.

Turkiye-ABD ilişkilerini daha da gergin bir surece sokan bu adımı Hurriyet Daily News Ankara Temsilcisi Serkan Demirtaş ile konuştuk.

' ANKARA'DA BUNUN ŞAŞKINLIK YARATMAMASI GEREKTİĞİNİ, KRONOLOJİ KENDİ KENDİNE SÖYLÜYOR'

Serkan Demirtaş, ABD'nin yaptırım kararının Ankara'da şaşkınlık yaratmaması gerektiğini belirtti. Demirtaş, ABD'nin Rahip Brunson'ın tutukluluğuna son verileceği beklentisi içine girdiğini, bu yuzden ev hapsi kararından memnun olmadığını ekledi:

(C) AA / Atılgan Özdil

"Normalde Ankara'nın şaşırmamış olması lazım. Çunku 18 Temmuz'da Rahip Brunson ile ilgili duruşma olduğu gun Amerikalı butun yetkililerin beklentisi bu duruşmadan Rahip Brunson'ın tahliye edilmesi şeklindeydi. Bu karar çıkmayıp da tutukluluğun devamı kararı çıkınca Amerika'daki buyukelçilik çalışanlarında buyuk bir hayal kırıklığına yol açtı. Bunun ilk sinyalini 20 Temmuz gunu ABD Başkanı Donald Trump'ın atmış attığı Twitter mesajından gorduk. Şunu diyordu: Brunson ile ilgili tutukluluğun devamı kararı tam bir 'rezalet'. Bununla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mudahale etmesi gerektiğini soyledi. 20 Temmuz'da atılan bu tweet aslında Amerika Birleşik Devletleri'nin başkan duzeyinde daha once boyle sert bir açıklama gelmemişti. Bir iki tweeti var Trump'ın, Brunson ile ilgili. Ama 20 Temmuz'daki o mesajı bir tık oteye goturmuştu. Zaten 20 Temmuz'da Trump'ın bu mesajı ve 25 Temmuz'da da ev hapsi kararı çıktı. 20 Temmuz'daki o Twitter mesajı ile 25 Temmuz'daki bu mahkemenin ev hapsine alma kararı arasında bağlantı kuranlar da oldu, kurmayanlar da oldu. Ama zaten kronolojik olarak bakıldığında kendi kendini anlatıyor. Ama şimdi Amerika Birleşik Devletleri'nin ve başkanın beklentisi bu şahsın tamamen tahliye edilmesi ve ulkesine donmesi şeklinde olduğu için 25 Temmuz'daki kararın Amerika Birleşik Devletleri'nde tam bir rahatlama, tam bir memnuniyet yaratmadığı ortada. Hemen ardından 26 Temmuz, hem Başkan Yardımcısı Pence hem Trump arka arkaya diplomatik dilin dışına çıkarak yaptırım uygulama tehdidini dile getirdiler ve Rahip Brunson'ın hemen şimdi serbest bırakılması yonunde Turkiye'ye bir 'ultimatom çektiler'. O tarihten bu tarihe baktığınızda, tum bunlar adım adım geliştiğinde artık Ankara'da bunun şaşkınlık yaratmaması gerektiğini tum bu kronoloji kendi kendine soyluyor. Dun itibariyle Amerika Birleşik Devletleri'yle tehdit donemi sona erdi, yaptırım donemi başladı. Çunku hemen iki saat sonra da Amerikan Senatosu Pentagon butçesini onayladı. Bunun içerisinde Turkiye'nin alması planlanan F-35'lerin de bloke edilmesi maddesi var. Bu yasa artık imza için Trump'ın onune sunulma aşamasına geldi. Turk-Amerikan ilişkilerinde yaptırımlar donemine girmiş bulunuyoruz. Bu yaptırımların iki ayağı var. Bir yurutmenin dun akşam adalet ve içişleri bakanlarına yonelik yaptığı yaptırımlar. Öte taraftan yasamada kongre ve senatoda hem F-35 ile ilgili vaziyet hem Turkiye'nin mali kredi alabilmesini engelleyici girişimler. Dolayısıyla Turk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir dip noktaya inmiş bulunuyoruz. Bugunun ozeti belki ilk etapta bu şekilde anlatılabilir."

' BRUNSON OLAYI OLMASI GEREKEN ÇERÇEVENİN DAHA DA ÖTESİNE ÇIKTI'

Serkan Demirtaş'a gore, Brunson meselesi bir donum noktasına işaret ediyor. Demirtaş, 'Brunson krizi'nin olması gereken çerçevenin daha da otesine çıktığını vurguladı:

"2017 Ocak ayında Trump iktidara geldi. İlk yaptığı işlerden bir tanesi mayıs ayında Turkiye'nin Turk-Amerikan ilişkilerinde en ust noktaya koyduğu YPG- PYD'ye destek meselesinde Obama'nın yaptığı işi yaptı ve bir kararname imzalayarak bu grupların silahlandırılmasının onunu açtı. Biz bu konuda Trump'ı değil, Obama doneminden kalan adamların işidir diye Trump'a toz kondurmamaya çalıştık ama onlar doğru analizler değildi. Sonuç itibariyle bir yonetimin başında kim varsa butun o işlemlerden o sorumlu olmalıdır. Trump, aslında Turkiye ile ilişkilerinde çok dikkatli bir tavır izledi geldiği zamandan bu yana. Vize krizi olsun, S-400'ler meselesi olsun bu tur meselelerde çok fazla devreye girmeden, Cumhurbaşkanı Erdoğan ilişkisine bir halel getirmeden ilişkileri yuruttu. Brunson meselesi bir donum noktasına işaret ediyor. Çunku gerçekten Amerikan yonetimi uzerinde bu evanjelik grupların giderek artan bir baskısı olduğu anlaşılıyor. Zaten Mike Pence'in, Pompeo'nun onların da bu klisenin muridi olduğunu biliyoruz. Onlar da bu işi hissederek yapıyorlar, illa bir baskı olması da gerekmiyor. Bir taraftan 6 Kasım'da yapılacak ara seçimler, onun yaratmış olduğu bir iç politik baskı, bunlarla butunleştirildiğinde bu Brunson olayı olması gereken çerçevenin daha da otesine çıktı. Şu anda bir şekilde Turk-Amerikan ilişkilerinin onundeki bir tıkaç, en onemli bir problem haline donuşmuş oldu."

' AMERİKA TEHDİTLE HALLEDEMEDİĞİ ŞEYLERİ YAPTIRIMLA HALLETME NOKTASINA GELMİŞ'

Serkan Demirtaş, ABD'nin tehditle halledemediği şeyleri yaptırımla halletme noktasına geldiğini belirtti. Demirtaş, ABD'nin hala Fethullah Gulen ile ilgili bir adım atmamasının Turkiye tarafında buyuk bir hayal kırıklığı yarattığını dile getirdi:

"12 Ekim'de bir duruşma daha var. Eğer orada Turk yargısı eldeki delillere bakıp şahsın hapisten çıkma donemini dikkate alıp da tahliye kararı verirse ne olacak mesela? Turk-Amerikan ilişkileri bir anda pırıl pırıl parlak bir hale mi gelecek bu sorun ortadan kalktı diye? Tam tersi S-400 meselesi var onumuzde. Temmuz 2016'dan bu yana dış politikanın en onemli unsurlarından biri haline getirildi Fethullah Gulen'in iade edilmesi konusu. Butun ulkelerle yaptığımız goruşmelerde bu ilk uç konu arasında. Amerika Birleşik Devletleri'nde hala bu şahıs ile ilgili bir adımın atılmamış olması Turkiye açısından da bir başka buyuk hayal kırıklığı noktası yaratıyor. Aynı şekilde Halkbank davası, oradan Turkiye'ye maddi bir ceza gelecek mi, gelmeyecek mi? Ekonominin bu kadar kırılgan bir sureçten geçtiği donemde Amerika'nın bunu elinde buyuk bir koz gibi tutuyor olması da ayrıca bir sıkıntı noktası. Brunson olmasaydı da butun bunlar zaten Turk-Amerikan ilişkilerinde çok ciddi sorun teşkil eden şeyler. Brunson'dan kurtulduk diyelim, bu meseleyi çozduk, S-400 olayını ne yapacağız? Turkiye diyor ki Temmuz 2019'da ben bunları yerleştireceğim. O zaman F-35 olsun, başka turlu yaptırımlar olsun, savunma sanayii şirketlerine donuk yaptırımlar ortaya çıkabilir. Turk bankacılık sistemine donuk bununla bağlantılı yaptırımlar ortaya çıkabilir. Bu yuzden yaptırımlar donemine girdik diyorum. Çunku artık Amerika, Turkiye ile ilişkilerinde diyalogla, tehditle halledemediği şeyleri yaptırımla halletme noktasına gelmiş gibi gorunuyor. Bu gerçekten kaygı verici bir gelişme."

' ABD TARAFINDA BEKLENTİLER YARATILMIŞ OLABİLİR'

Serkan Demirtaş, Turkiye'nin ABD tarafında beklentiler yaratmış olabileceğine dikkat çekti. Demirtaş'a gore, uluslararası ilişkilerde yapılan pazarlıkların net bir şekilde çerçevesinin çizilmesi gerekli:

(C) REUTERS / Darren Ornitz

"Eğer her meselede yaptırım kartına ulaşırsa Turkiye'nin o zaman ne NATO'daki yeri ne 70 yıllık işbirliği ne batının onde gelen saygın bir uyesi olmak gibi butun bu ozelliklerini bir şekilde kenara itmiş ve Turkiye'yi İran, Venezuella gibi ulkeler statusune almış hale getirecek ki bu kimsenin istemediği, Ankara- Washington arasında da onarılamaz şekilde sıkıntılar yaratabilecek bir doneme işaret eder. Özellikle Amerika tarafının Turkiye ile ilişkilerinde yaptırım kartını masaya koymadan once çok daha derinlikli, daha analitik ve stratejik duşunmesi gerekiyor ama şu andaki Amerikan yonetiminde boyle bir yaklaşım olduğunu maalesef goremiyoruz. Devletlerin yargı sureçlerine mudahale etme etmeme tartışmalı bir konudur. Ama gazeteci olarak gorduğum çeşitli davalar arasında bu kadar bir bağ kurulması, bir muzakere yolunun açılmış olması karşı tarafta olmadık beklentiler yaratmış olabilir. Amerika'nın 18 Temmuz'da Rahip Brunson'ın serbest bırakılacağına ilişkin beklentisinin nasıl ortaya çıktığını Ankara'nın iyi analiz etmesi lazım. Bu konuda Bloomberg'in anlattığı versiyonla ilgili bir yalanlama da duymadım. Ama orneğin İsrail'de goz altına alınan Turk vatandaşı Ebru Özkan'ın Turkiye'ye donmesi için Amerika'dan yardım istendiği her iki tarafın kabul ettiği bir gerçek. Bloomberg'de verilen versiyonuyla Halkbank meselesiyle beraber belki de Amerikan Başkanı'na 'Biz Turklerle anlaştık. Ebru Özkan için bir devreye girerseniz ve Rahip Brunson'ı 18'inde serbest bıraktırıyoruz' gibi bir mesaj ulaştırıldıysa işte o zaman bir hatalar silsilesi arka arkaya eklenmiş oluyor. Çunku Amerikan Başkanı Trump, 20 Temmuz'daki mesajında çok buyuk bir hayal kırıklığını ifade ediyordu. Demek ki o beklenti kendisine de ulaştırılmış, o gerçekleşmeyince Ebru Özkan için ben devreye girdim ama Turkler anlaşmanın gereğini yerine getirmediler gibi kendisinde oyle bir algı yaratmış oluyor. Bu da uluslararası ilişkilerde bu tur pazarlıkların net bir şekilde çerçevesinin çizilmesi gerektiği, on plana çıkartılmaması gerektiği parametresini akıllara tekrar getiriyor."

' ANKARA SORUNU TIRMANDIRMAMAYA DİKKAT EDİYOR'

Demirtaş, Menbiç anlaşmasının uygulanmaya devam ettiğini hatırlattı. Demirtaş, ABD ile irtibatın henuz kesilmediğine dikkat çekti. Demirtaş, Ankara'nın ABD ile arasındaki sorunu tırmandırmaya niyeti olmadığını belirtti:

"Pompeo ile Çavuşoğlu arasındaki mekanizma işlemeye devam ediyor. Buyuk bir olasılıkla yarın Singapur'da yuzyuze bir goruşme gerçekleşmesi ongoruluyor. Bu da kanalların çaık olduğunu gostermesi açısından bir mesaj. Dun ve bugun Amerika'nın Avrupa Kuvvetler Komutanı Scaparrotti dun Ankara'daydı, bugun İncirlik'te, sonra İzmir'e geçecek. Dun bir başka gelişme daha oldu. Turkiye- ABD Menbiç anlaşması çerçevesinde 23. ortak devriyeyi gerçekleştirdi. Dolayısıyla Scaparrotti'nin dunku ziyaretinde altı çizilen cumle 'Bu ziyaretimle Turkiye ile ABD arasında kuvvetli askerden askere ilişkileri vurgulamak istedik. Diplomatik ve siyasi tarafta bu tur gelişmeler var. Bizim şu anda var olan askerden askere guvenlik odaklı ilişkilerimizi engellemiyor. Menbiç anlaşması uygulanmaya devam edilecek mesajı veriliyor. Turkiye'nin misilleme hakkı var, bunu yapacak. Belli ki Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen yaptırımın bir benzeri. Yani iki tane bakanla ilgili benzer kararların alınması kuvvetle muhtemel. Bunun otesinde Turkiye'den gidecek herhangi bir yaptırım işi tırmandırma anlamına gelir. 26 Temmuz'dan bu yana Ankara'nın pozisyonunu izlediğimizde çok tercih edilen ve istenilen bir durum değil. Ankara tırmandırmamaya dikkat ediyor, kullandığı dil son derece diplomatik bir dil kullanıyor. Bir taraftan egemen bir devletin vermesi gereken tepkiyi veriyor. Ama obur taraftan da Turk-Amerikan ilişkilerindeki o geri donulemez noktaya gitmemesi için de azami dikkat gosteriyor. Dolayısıyla Turkiye ile Amerika arasında bundan sonra gelişecek durumu eğer iyimser bir gozlukle bakarsak şoyle bir şey olabilir: Amerika yaptırımını koydu. Turkiye de kendi yaptırımını koyup bu sureci belli bir donem kontrol altında tutmak, ilişkileri daha da soğutacak daha da gerilim noktalarına taşıyacak adımlardan uzak durmak adımı gelebilir."


Devamını oku