Özet (TL;DR) @ 2017-11-19 09:34:33.268897: Türk sinemasının usta oyuncusu Eşref Kolçak’la 35 yıldır yaşadığı ve canı gibi sevdiği eşiyle oğlunu toprağa verdiği Gemlik’te buluştuk. Hem 90 yaşında yalnız bir hayatı nasıl sürdürdüğünü öğrenmek…



◊ E şref Abi kaç senedir Gemlik'te yaşıyorsunuz?- 35 sene oldu.

◊ Peki neden Gemlik?

- Ben aslında Fatih'te oturuyordum. Rahmetli oğlum "Baba, ben artık burada oturmayacağım" dedi ve evden ayrıldı. Rahmetli kayınvalidemin Gemlik- Kuçukkumla'da yazlığı vardı. Biz de bayramlarda hep el opmeye gelirdik. O saygımızı kaybetmedik hiçbir zaman. Biliyorsun eskiden İstanbul'un sanatçı merkezi Şile'ydi.

◊ Evet hatta İsmet Ay da Şileli...

- Evet. İsmet Ay'ın anacığını da tanıdım, kardeşlerini de. Zeki Muren de hep Şile'deydi. Oraya liman yapılmasına çok karşı çıktım. Duşunebiliyor musunuz guzelim plaja liman yaptılar! Şile'yi oldurduler. Dolayısıyla ilk kaçanlardan biri de ben oldum. O donemde yazlık olarak İstanbul'un yakınlarına gidip gelmeye başladık. Bu arada belki hatırlarsınız, Banker Kastelli'nin reklamında oynuyorduk. Ben, Cuneyt Arkın, Ekrem Bora, Fikret Hakan, Selma Guneri... O donemde Gemlik'e gidip gelirken kayınvalidem "Çocuklar, yazlığınız yok. Şile'ye de gitmiyorsunuz. Burada benim hemen karşımdaki daire satılık, gelin burayı alın" dedi. Ben de "O kadar paramız yok" dedim. Bizim zamanımızın yapımcıları, bizlere para vermek için değil, vermemek için buyuk gayret sarf ettiler. Mubalağa etmiyorum. Vermemek için ne mumkunse yaptılar. Yalnız bana değil, yevmiye ile çalışan insanlara bile. Dikkat ediniz hayatını sinemaya vermiş insanlarımızın hepsi surunerek, yokluk içinde olup gittiler. Buyuk ayıp.

◊ Evet, Ye şilçam'ın buyuk bir ayıbı bu...

- Ben hiçbir zaman bu hususta toleranslı konuşmuyorum. Hakikaten bu Turk sineması için buyuk ayıp.

Cenazede Hangi artistler gelecek diye sordular bu nasıl
insanlıkFotoğraflar: Murat ŞAKA

GEML İK'TEKİ EVİ BANKER KASTELLİ SAYESİNDE ALDIM

◊ Sonra o evi ald ınız ama değil mi?

- Kayınvalidem oyle deyince rahmetli Kastelli'ye telefon açtım, "Boyle boyle bir durum var" dedim. "Ne kadar lazım?" diye sordu. Yalan soylemeyeyim, o zamanın parasıyla 1700 lira mı, 1800 lira mı neydi. "Gel, vereyim" dedi. "Gelemem, şu anda çalışıyorum" dedim. "Nasıl vereyim?" dedi. "Kayınvalidemle eşim oraya gidiyorlar" dedim. "Soyle, Yalova'daki İş Bankası'ndan istedikleri parayı alsınlar" dedi. Sonra buradaki evi aldık işte.


◊ Ama Kastelli sonra milleti çarptı gitti değil mi?

- Hayır. Milleti çarpmadı. Millet onu çarptı.


◊ Nas ıl yani?

- O iyilikler yaptı, ama karşılığında insanlar ona parasını odemediler. Gururundan intihar etti. Başka şeyden değil. Maalesef buyuk bir yanlışlık var orada. Bakın biz reklam için 15 bolum anlaştık. Biz 10 bolum borçlu kaldık. Paramızı peşin odemişti. Adam o kadar guzel iş yapmaya başladı ki. Bankalar butun paralarını çektiler, buna yatırmaya başladılar. Adamın oğlu İsviçre'de okuyordu. Kastelli'yi kırmızı halıyla yolcu ediyorlardı İsviçre'ye giderken. Ertesi gun gazetelere "Banker Kastelli kaçtı" diye manşet atılıyordu. Var mı boyle bir hikaye? Katiyen adamın hiçbir gunahı yoktu.

◊ Harun, Gemlik 'te sizinle yaşadı mı?

- Harun burada hiç yaşamadı. O hep İstanbul'da yaşadı. Burayı alınca hanıma "Harun nasıl olsa evden ayrıldı. Biz de orada yaşayamayacağımıza gore, gel kışın da burada kalalım" dedim. Geliş o geliş...

◊ E şiniz Özcan Hanım'ı kaybedeli kaç sene oldu?

- 8 sene oldu.

◊ Ka ç yıllık evliydiniz?

- 56

Cenazede Hangi artistler gelecek diye sordular bu nasıl
insanlık

KOL ÇAK AİLESİNDEN KİMSE NAMUSUYLA KIZ ALMADI

◊ Tek evlilik yapt ınız. Buyuk aşk mıydı?

- Tek evlilik yaptım ama şu kadarını soyleyeyim; bizim Kolçak ailesinden hiç kimse namusuyla kız almadı. Hep kaçırdık.


◊ Siz de mi ka çırdınız!

- Ben de kaçırdım.

◊ Demek ki çok sevdiniz...

- Evet, çok sevdim. Şu kadarını soyleyeyim; bekarlığımda yemediğim halt kalmadı. Normaldi ama. Bekardım sonuçta.

◊ Şimdi ona geleceğim... Yeşilçam aşkları falan nasıldı?

- Ben Yeşilçam'dayken eşimle evlenmiştim. 1954 yılında. Gençliğimde Ses Tiyatrosu'nda 1 numaralı balettim. İnanın biz değil, hanımlar gelirdi bize baştan çıkarmaya.

◊ Anneniz Rus k okenli, değil mi?

- Evet. Kafkas kokenli.

◊ Boy, pos ma şallah! Bir de bale eklenince ustune...

- Öyle ama aslında Kafkas kokenli Kolçakoğulları'ndanız. Aslında koyumuzde bizi herkes Kolçakoğlu diye çağırır. Fakat soyadı kanunu çıkınca 'zade'ler, 'oğul'lar falan kaldırıldı ya, o yuzden sadece Kolçak oldu soyadımız.

◊ Sinemaya girerken C uneyt Arkın gibi isim değiştirmeye ihtiyaç duymadınız...

- Hiçbir zaman ihtiyaç duymadım. Ben 1944'te başladım. Bugunku Maksim'de ilk defa profesyonel olarak sahneye çıktım. O zamandan itibaren de figuran olarak filmlerde yer alıyordum. Çunku o zaman sinema tamamen Şehir Tiyatroları'nın tekelindeydi. Dışarıdan sanatçı duşunulemiyordu. Şehir Tiyatroları da hep tiyatro eserlerini donduruyordu. Dolayısıyla sinemada pek etkili olmuyordu. Dunyanın hiçbir yerinde bizdeki kadar dunya sineması oynamamıştır. Beyoğlu'nda çok iyi hatırlıyorum aşağı yukarı 13-14 tane sinema vardı. İpek ve Melek sinemaları yan yanaydı. Filmler İpek'te dublajlı, Melek'te orijinal dilleriyle oynardı.

Cenazede Hangi artistler gelecek diye sordular bu nasıl
insanlık
E şref Kolçak, oğlunun mezar taşına, "Gir Kanıma" şarkısının giriş notalarını yazdırdı.

O ĞLUMU KAYBETMİŞ DEĞİLİM

◊ Yaln ız yaşamak zor değil mi?- Boyle gorunduğum gibi yaşıyorum işte...

◊ Gayet de iyi g orunuyorsunuz. Evde bir yardımcınız var mı?

- Yok. Her şeyi kendim yapıyorum. Gayet guzel yemek yaparım. Bir tek çamaşır yıkamayı bilmiyorum. Onu oğretmedi hanım. Sağ olsun komşularım var. Ne zaman arzu edersem yardımcı oluyorlar.

◊ Peki yaln ızlık hissi?

- Hiç sıkıntı çekmedim o konuda. Bu gibi şeyleri normal olarak karşılama kanısındayım. Bir tek 1947'de, anacığımı kaybettiğim zaman çok sıkıntı çektim. O zaman bıyıklarım yeni yeni terlemeye başlamıştı. Delikanlıydım. Anacığımı hem çok severdim hem de onun bana karşı buyuk bir yakınlığı vardı.

◊ Ka ç kardeştiniz?

- Bir abim vardı, bir de ben. Dediğim gibi anacığım olunce ben Suleymaniye'deki evden koptum. Bir daha da o eve gitmedim. Uzun zaman tiyatroların alt katlarındaki soyunma odalarında yattım eve gitmemek için.

◊ Peki o ğlunuzu kaybettikten sonra?

- Ben hala oğlumu kaybetmiş değilim. Ben onu en son Yalova'daki bir konserinde gordum. Konserden sonra kendisine de soyledim. Hemen hemen her hafta konserleri vardı. Bir baba olarak, iyi olmadığını hissettim. Hareketlerinden anladım. "Önumuz ramazan zaten, istirahat edeceğim baba" dedi. Devamlı olarak durumunu sormak için aradım. Hatta birkaç defa bana kızdı, "Baba, her Allah'ın gunu telefon ediyorsun, iyiyim" dedi. Ama babayım, içim rahat etmiyordu. İyi olmadığını hissettim. 15 Temmuz doğum gunuydu. Yine telefon açtım. İyi dileklerimi soyledim. "Baba, inanmıyorsan doktorum burada, onunla konuş" dedi. Doktorla konuştum, fakat doktorun ses tonundan bir şeylerin iyi gitmediğini hissettim. "İyiyim" dedi ama değildi. Nitekim doğum gununden 4 gun sonra da vefat etti.

◊ Hastanede ziyaret etmemi ştiniz değil mi?

- Haruncuğumu oyle gormek istemedim. Benim gozumdeki imajı neyse oyle kalsın istedim. Kendisi de bu konuda "Babam haklı" demiş.


◊ "Keşke daha fazla zaman geçirseydik" diyor musunuz?

- Alnınıza ne yazılmışsa onu yaşarsınız. Geçmişten bahsetmenin hiçbir anlamı yok. Geçmiş geçmiştir.

◊ Bir d onem aranızın iyi olmadığı konuşuldu. Doğru muydu yazılanlar?

- Yok canım. Ben hayretler içerisinde kalıyordum yazılanları gorunce. Bu kadar terbiyesizlik olur mu! Neymiş, oğlumu ben evlatlıktan reddetmişim! Bir televizyon konuşmasında bana bunu sordular. "O yazıyı yazan babasının kim olduğunu bilmediği için, babanın ne olduğunu bilmiyor" dedim. Olacak şey mi? Harun canım, her şeyim benim. Bir ara da "Harun Hıristiyan oldu" diye bir şey çıkardılar yine. Buyuk terbiyesizlik.

◊ Evet, onu da yazm ışlardı...

- Sadece yazmak da değil. Televizyonda turkucu bir hanım devamlı "Harun Kolçak Hıristiyan oldu" dedi. Harun kiliseye gitti ama nedenini sorun. Arkadaşının cenazesine gitti. Oraya gidince Hıristiyan mı oldu yani? Maalesef uzulerek soyluyorum, nedense Kolçak soyadı adamlara hep ters geliyor.

Cenazede Hangi artistler gelecek diye sordular bu nasıl
insanlık

Ç ALIŞMAK İSTİYORUM  AMA İŞ VERMİYORLAR

◊ Kat ıldığınız TV programlarında size iş verilmediğini soyluyorsunuz...
- 102-103'uncu yılına giriyor sinemamız. Özellikle Atamızın aramızdan ayrıldığı 1938 yılından sonra ne yazık ki devlet sinemaya sahip çıkmadı. Ben Eşref Kolçak'ım. 74'uncu senemi yaşıyorum ve 20 yıldır bana iş vermiyorlar. Dort sinema filmi, uç dizi, iki reklam filmi teklifi geldi. Hatta reklamda Haruncuğumla birlikte oynayacaktık. O araba kullanacaktı, ben benzinlikte pompacı olacaktım. Ama hepsinde ne hikmetse proje hayata geçmedi. "Kurtlar Vadisi"nden telefon açtılar. Uzun vadeli bir çalışma yapmak istediklerini soylediler. "Maddi bir şey talep etmiyorum, siz ne munasip gorurseniz" dedim. Çunku çalışmak istiyorum. 2-3 gun sonra çalışmaya başlayacaklarını soylediler. Aradan 5 gun geçti ses seda yok. Telefon açtım, "Projeye ne oldu?" diye. "Eşref Bey bize telefon açtınız, 'Şu anda başka yerde çalışıyorum, orası bitmeden gelemem' dediniz" dediler. "Kızım aklından zorun mu var, boyle bir şey olsa ben niye arayıp sana sorayım?" dedim. Bu kadar proje neden değişiyor? Engel olan birileri var.

◊ Dizilerde oynad ınız ama değil mi?

- Dizileri film olarak kabul etmiyorum. Sinemadan bahsediyorum.

◊ Neden?

- Evvela normal insan gibi çalışmak istedim. Dedim ki "Kardeşim, sabahın sekiz buçuğunda alıyorsunuz beni, ertesi gunun uçune dordune kadar çalıştırıyorsunuz. Ne bu ya?" Ben fiziğimle de çalışan bir insanım. Yapraklar bile uyuyor. "Efendim bitirmemiz lazım" diyorlar. Neyi bitirmemiz lazım? Yalan!


◊ Eskiden Ye şilçam'da da çok çalışıyordunuz ama...

- Çalışıyordum ama hiçbir zaman senaryoyu okumadan film çekmedim. Ben senaryoda kendimi bulamadığım zaman oynamıyorum. Rol yapamıyorum. O kişi oluyorum ben çalıştığım zaman. Ama o kişilerde bana ters gelen bir şey olduğu zaman "Kusura bakmayın" diyorum.

CENAZEDE "HANGİ ARTİSTLER GELECEK" *D İYE SORDULAR *BU NASIL İNSANLIK?

◊ Harun 'un mezarını sık sık ziyarete gidiyor musunuz?- Gitmez olur muyum? Anacığının koynuna verdim ben onu. Anacığının mezarını açtırdım. Oraya beraber yatırdım onları. Yanında kendi mezarım da var.


◊ Allah uzun omur versin...

- Allah sağlık versin. Eşimin mezarına "Evimin hanımı, çocuğumun anası, benim kadınım" diye yazdırdım. Haruncuğuma yeni mezar taşı yaptırdım. "Gir Kanıma" şarkısının birkaç notasını koydurdum uzerine. Benim mezar taşımda da "Sinema gelecek kuşaklara yazılmış canlı mektuplardır" yazıyor.


◊ Harun 'un cenazesinde selfie çekme yarışı yaşandı. Siz de haklı olarak tepki gosterdiniz...

- O insanların bu kadar terbiyesiz olacağını ben tahmin etmedim. Duşunebiliyor musunuz, cenazeye gelmiş biri bana "Başka hangi artistler gelecek, resim çektireceğiz" diye sordu.

◊ İnanamıyorum...

- Bu nasıl bir insanlıktır!

◊ Ak ıl alacak bir şey değil...

- Evladımı mezara defnediyorum, gelmiş artistleri soruyorlar. Soranlar ozellikle hanımlardı.

◊ B uyuk terbiyesizlik...

- Mezarlıktan kaçtım desem yalan olmaz. Bir yere kadar tahammul ettim. Bir yerden sonra patlayacaktım artık. Ben evladımı kaybetmişim, bana sorduğu lafa bak! Hala yolda çevirip "Abi, biliyorsun cenazede ben de vardım" diyorlar. Varsan varsın kardeşim. Ne yapayım yani? Cenazede bana en guzel surprizi Bedia Akarturk yaptı. Gemlik'teki cenazeye geldi. Başka da gelen olmadı. Ama çok buyuk mutlulukla soyluyorum. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan iki otobus, bir de ambulans tahsis etti. İstanbul'daki merasimden sonra otobusler buraya kadar geldiler. Burada rezalet oldu.


◊ Harun 'un son albumunu dinlemiş miydiniz?

- Neden dinlemeyeyim? Benim evimde bir cep telefonu, bir de televizyon var. Onun dışında başka elektronik eşya yok. Haruncuğumun kasetlerinin hepsi evde var.


◊ Nas ıl bir ilişkiniz vardı?

- Harikuladeydi. Hiçbir zaman baba-oğul gibi olmadık. Her zaman iki arkadaştık. Harun, anacığıyla didişirdi. Ben katiyen aralarına girmezdim. Ne olur ne olmaz, benim başıma patlar diye. Harun her zaman arkadaşımdı. "Oğlum bir şey yapacağın zaman bana sor" derdim. Her zaman da sorardı. Ne yazık ki biz buraya geldikten, Harun da İstanbul'da yalnız kaldıktan sonra iyi gun arkadaşları oldu. Goztepe'de otururdu. Her Allah'ın gunu 8-10 kişi evine gelir, yer, içer, giderdi. Harun'u uyarırdım ama "Baba karışma, onlar arkadaşlarım" derdi. "Oğlum, bunlar iyi gun dostu, iyi arkadaş değil. Sen biraz tokezle, bakalım yanına olacaklar mı" derdim. Nitekim dediğim gibi oldu. Harun tokezleyince hiçbiri kalmadı yanında.

◊ Bu vefas ızları siz de Yeşilçam'dan bilirsiniz...

- Bilmez olur muyum? Ben Yeşilçam'dayken hiçbir arkadaşımın evine gitmedim. Hiçbir arkadaşım da benim evime gelmedi. İşyerinde canciğerdik. Bana "Eşref, gel iki tek atalım" derlerdi. "Kusura bakmayın, evdekiler beklerler" derdim. "Kılıbık mısın?" diye sorarlardı, "Kılıbığım, kusura bakmayın" derdim.


◊ Evlendikten sonra hi ç gece hayatınız olmadı mı?

- Katiyen. Hiç olmadı.


◊ Bu kadar eve d uşkunken neden tek çocuk yaptınız?

- Bıraksaydık, şimdi yarım duzine olurdu. Ama eşimin ilk hamileliği ağır geçti. Ana rahmine duştuğumuz andan itibaren alnımıza ne yazılmışsa onu yaşarız. Ne yaparsanız yapın onu değiştiremezsiniz.

Cenazede Hangi artistler gelecek diye sordular bu nasıl
insanlık

YA ŞIMLA ŞOFÖRLÜĞÜMÜN NE ALAKASI VAR?

◊ Ge çenlerde bir trafik kazası atlattınız. Çok geçmiş olsun. Arabanız tamir oldu mu?- Yapılıyor. Bana çarpan bir servis minibusuydu. Ya telefonla konuşuyordu ya da bir dalgınlığı vardı. Çunku o yolda o surati yapmaması gerekiyordu. Aramızda 30-40 metre mesafe vardı. Beni gormuş olsaydı çarpmazdı. 3-5 metre kala fren yaptı. Zaten o esnada durmasına imkan yoktu. Sol taraftan vurdu. Kapı, çamurluk, far, kaput ne varsa duman oldu.


◊ 90 ya şında araba kullanmanızı eleştirenler oldu...

- Ne alakası var! Ben şoforum, surucu değil. Ben 1950'li yıllarda 10 sene ehliyetsiz araba kullandım. Ehliyet aldığım donemde 3 ay ilkokul talebesi gibi gidip ders gorduk kardeşim. Ben şoforum. Arabayı soker, takarım. Ehliyet sınavına 42 kişi girmiştik. Yalnızca ben ve bir başkası ehliyeti alabildi. Şimdikiler bakkaldan ekmek alır gibi ehliyet alıyor. Ben uzun yola gitmiyorum. Sadece Gemlik içinde kullanıyorum. Evimin bulunduğu semtle çarşı arasında araba kullanmaya mecburum. Her Allah'ın gunu taksiye 20 lira veremem.

TARIM İŞÇİSİ OLARAK EMEKLİ OLDUM

◊ Ye şilçam'dan para kazanabildiniz mi?- Ben tarım işçisi olarak emekli oldum. Kanunlarda bale, muzik, tiyatro, sinema var. Ama sinema oyuncusu yok. Buyuk yapımcı diye geçinenler ki şu anda birçoğu nallı cennette, kanunu çıkarmamak için ellerinden geleni yaptılar. Nedeni de şu; diyelim ki bana 5 bin lira veriyordu. Bunun bin lirasını avans olarak verip, kalanını film piyasaya çıktıktan 3 ay sonrasında odemek için senet yapıyordu. Kanunen biz anlaşmalı işçi statusundeniz. Çalıştığımız şirket sigortamızı yapmak zorundaydı. Bu yapımcılar bize 5 bin lira verirken devlete 50 bin lira vermiş olarak gosteriyordu. Ne yazık ki soz sahibi kişiler hep bu yapımcıların tarafını tuttu.

◊ Tar ımdan nasıl sigortalı oldunuz?

- O zamanlarda tiyatroda balettim. 1940'lı yıllardı. Benim sigorta numaram 48 bin. İlk 50 binin içindeyim. O donemde bir kanun olmadığı için tarım işçisi olarak sigortalı oldum. Hala oradan aldığım emekli maaşıyla geçiniyorum. Rahmetli eşim de emekliydi. Ondan da alıyorum bir miktar. Öyle geçiniyorum.

YAZINA KIRILMADIM

◊ Harun vefat ettikten sonra bir yaz ı yazdım. Bunun için bana kızdınız mı ya da kırıldınız mı?- Hayır. Yanlışınız, nedenini bilmeden yazmanız. Harun'u en çok alkolik yapan muzik yapımcılarıydı. Biri 3 sene boyunca "Albumun bugun çıkacak, yarın çıkacak" diye bekletti. Sonra da "Vazgeçtim" dedi. Bir başka yapımcı da 4 sene oyaladı. Sonra ne oldu? Harun bunlardan çok etkilendi.


◊ E şref Abi, eğer yazım sizi uzduyse ozur dilerim. Hakkınızı helal edin...

- Hakkımı helal ediyorum...

H İÇBİR ZAMAN RAHATSIZ EDİCİ SAHNELER YAPMADIM

◊ Ge çenlerde unlu bir oyuncunun; Elçin Sangu'nun erkek arkadaşı, Sangu'nun opuşme sahnelerinden rahatsız olduğu için filmin galasında salondan çıktı. Nasıl yorumluyorsunuz bu durumu?
- Vay be! Anadolu'nun neresine gidersem gideyim, ozellikle hanımlardan işittiğim laf: "Bize aile yaşamını ne kadar iyi oğrettiniz." Benim opuşme sahnem ya da filmde yatağa girdiğim eşim olmadı mı? Oldu ama hiçbir zaman seyircimi, ozellikle de hanımları rahatsız edecek sahneler yapmadım. Ben Anadolu çocuğuyum. Onun bunun çocuğu değilim. Örf ve adetlere bağlı bir toplumuz. Bugun hala 40 yıllık eşinin yanında soyunmaya utanan insanlar var.

HER ŞEYİMİ MEHMETÇİK  VAKFI 'NA BIRAKACAĞIM

◊ Vasiyetiniz var m ı?
- Her şeyimi Mehmetçik Vakfı'na bırakmak istiyorum. Resmi olarak da bunu yapacağım. 36 ay askerlik yaptım. Hem de hiçbir şeyin olmadığı donemde. Yemekte kuru fasulye ya da nohut çıktığında bayram yapardık. Aylığımız acemiyken 31 kuruş, ustayken 62 kuruştu. Asker sigarası vardı. Paketi 5 kuruştu.

ADIMI CADDEDEN   KALDIRDILAR  

◊ Gemlik 'te adınızın verildiği bir cadde var mı?
- Kuçukkumla'da bir caddeye verilmişti. O zamanlar Kumla ayrı bir belediyeydi. Orası mahalle olunca belediye başkanı ismimi kaldırdı. Çok buyuk ayıp ettiler. Eşim hayattayken benden habersiz belediye başkanına gitmiş, "Ayıp, neden kaldırdınız" demiş. Belediye başkanı da "Orası Kumla Caddesi olarak biliniyor, o yuzden" demiş. Buyuk bahane. Ayıp ettiler. Belki ileride tekrar verirler.